Bloğuma hoşgeldin adını bilmediğim okuyucu

Yazmak oldum olası bana "çekici" gelmiştir. İnsan ardında bir şeyler bırakmak için mi yoksa yaşadıklarını unutur korkusuyla mı yazma ihtiyacı duyar bilinmez ama mağaradaki kayalardan günümüzdeki bilgisayar ekranına yazmaya kadar ilerletmiş bu işi. Bu süregelen yazma ihtiyacı bende de aynen devam ediyor. Haliyle bende kağıt kalem kullanımından dünyanın vazgeçilmezi olan blog yazılarına ilerlettim bu işi..

23 Kasım 2011 Çarşamba

Kırk Uçuruyoruz!!!

Uzun bir süredir yazamadım biliyorum. Ama bu kez dünyalar tatlısı bir çocuk beni alıkoydu yazmaktan. Evet Zeki Tuna'yı dünyaya getirdim ve bu gün tam 40 gün doldu. Onun varlığı bana hayatı yeniden başlattı. Sanki her şey yenilendi. Onu öğrendiğim ilk gün hayatımda büyük bir yeri olacağını biliyordum ama şu an yaşadığım tarifsiz mutluluğu asla tahmin bile edememişim. İnsan yaşamadan hiçbir şeyin duygusunu bilemiyor gerçekten...

Bu gün oğlumuzun 40'ını uçuracağız. Bir sosyal antropolog olarak bu adetlerden vazgeçmiyorum tabi ve yapmaktan çok büyük keyif alıyorum...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder